18 Mayıs 2026, Pazartesi
12:44

Esnafı Tekmelemek

Esnafı Tekmelemek

Seyfi Uzunkök Yazdı...

Ekranlarda izliyorsunuz…
Zabıta ya da belediye başkanı, kameramanı karşısına almış, adeta sahne kurmuş…
Amaç hizmet değil; görüntü vermek.
Amaç düzen değil; alkış toplamak.
*
Dükkanında namusuyla çalışan insanlara gözdağı vermek…
*
Ne yapıyor?
*
Bir esnaf dükkanının önüne süpürge koymuş diye azarlıyor…
Tezgahının önündeki üç beş ürüne tekme atılıyor…
Kap kacak, meyve sebze darmadağın ediliyor…
*
Ve o tanıdık ses yankılanıyor:
“İçeri al! İçeri al!”
*
Bu mudur kamu yönetimi?
Bu mudur halkçılık?
*
Sonra ne oluyor?
Ekran başındaki vatandaş diyor ki:
“Helal olsun, ne kadar da disiplinli başkan!”
*
Peki ya işin diğer yüzü?
*
Devletin yönetemediği, “KİT’ler zarar ediyor, özelleştirelim” dediği; yönetmeyi, kâr etmeyi beceremediğini düşünürsek…
Küçük bir esnafın; belki yılların birikimiyle, belki arabasını satarak, belki evini ipotek ettirerek açtığı o dükkanı kendisine zindan etmek olur mu?
*
Torpille işe girmedi o.
Birilerinin adamı olmadı.
*
Sadece bir hayali vardı:
“Evine ekmek götürmek.”
*
“Bismillah” dedi, kepengi açtı.
*
Ama daha ilk günden yük binmeye başladı sırtına…
*
Maliye geldi:
“Kiran ne kadar?”
“100 bin TL.”
“Güzel. Bunun yüzde 25 vergisi var. Her ay ödeyeceksin.”
*
Belediye geldi: ruhsat, harç, dosya…
Muhasebeci geldi: ücret…
Devlet geldi: damga, kurumlar, pul vergisi…
Yanında çalışan varsa: maaş, sigorta…
*
Daha siftah yapmadan borçlandı.
*
Ve bütün bunların ortasında bir zabıta:
“Kaldır dükkanın önündeki süpürgeyi.” demez mi?
Gel de çıldırma…
*
Evet, kural olabilir.
Evet, zabıta görevini yapıyor olabilir.
*
Ama bir soru:
*
Hiç düşündünüz mü o süpürgenin orada neden olduğunu?
*
Çünkü o esnafın satış yapması lazım.
Çünkü akşam evine ekmek götürmesi lazım.
*
Kural koymak kolay…
Ama hayatın içinden bakmak zor.
*
Hayatında bir gün tezgah açmamış,
Bir gün siftah derdi yaşamamış insanların
Esnafa tepeden bakması işte tam da bu yüzden rahatsız ediyor.
*
Bugün Türkiye’de binlerce esnaf kepenk kapatıyor.
Sessiz sedasız…
Alkışsız…
Kamerasız…
*
Benim oturduğum binanın altındaki bakkal 10 kere el değiştirdi.
10 farklı umut…
10 farklı hayal…
10 farklı hayal kırıklığı…
*
Peki neden?
*
Çünkü yük ağır.
Çünkü kazanç az.
Çünkü anlayış eksik.
*
Bir de şunu unutmayalım…
*
Depremler oldu ülkemde;
dükkanlar yıkıldı,
hayatlar dağıldı.
*
Devlet memuru maaşını almaya devam etti.
Peki ya esnaf?
*
Onun sigortası neydi?
Onun güvencesi neydi?
*
Hiç düşündük mü?
Bugün milyonlarca insan kolay yoldan kazanç peşindeyken,
Dolandırıcılık kol gezerken…
Alın teriyle ayakta kalmaya çalışan, parasını faize yatırmayan, iş üreten esnafla uğraşmak…
Vicdana sığar mı?
*
Bir esnaf dükkan açarken sadece kepenk açmaz.
Aynı anda borç açar, risk açar, uykusuz geceler açar.
*
Esnaf bu ülkenin bel kemiğidir.
Onu ezerek değil, yaşatarak büyürüz.
*
Unutmayın…
Bir dükkan kapanıyorsa, sadece bir kepenk inmez…
Bir hayat söner.
*
Yazıktır…
Günahtır…

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI