15 Temmuz’un hafızası Ankara Kulisi’nde ele alındı
Çay TV ekranlarında yayınlanan “Ankara Kulisi” programı, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla özel bir yayınla izleyicilerle buluştu.
NAZLI ÖNGÖREN- EGEMEN ALTINBAŞ / ANKARA - BHA
Programın moderatörlüğünü BHA Genel Müdürü Muhammet Kaçar üstlenirken, Çay TV Genel Müdürü Hasan Yavuz Bakır ile TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa değerlendirmelerde bulundu. Yayına ayrıca TİMBİR Yüksek İstişare Heyeti Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Eski Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, Emekli Tümgeneral Engin Çırakoğlu ve iş insanı Hasan Kartal da konuk olarak katıldı.
Programda değerlendirmelerde bulunan TİMBİR Yüksek İstişare Heyeti Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Eski Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, 15 Temmuz’un yalnızca bir darbe girişimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, devlet-millet ilişkisine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına 15 Temmuz şehitleri başta olmak üzere bu toprakları vatan yapan tüm şehitleri rahmet ve minnetle anarak başlayan Hacımüftüoğlu, “Hem 15 Temmuz şehitlerimizi hem de bugüne kadar bu toprağı vatan etmemize vesile olan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd edelim. Çünkü bir toprağı vatan yapmak kolay iş değildir. Ancak büyük mücadeleler vererek toprağı vatan yapabilirsiniz. Vatan yaptıktan sonra da onu korumak zordur. İşte ondan sonra teşkilatlanırsınız, o da devlet olur.” dedi.
Devlet anlayışına ilişkin farklı bir bakış açısı ortaya koyan Hacımüftüoğlu, “Bizde ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ diye bir tanımlama var. Ben buna itiraz ediyorum. Bir millet olur, o millet bir yeri yurt edinir, sonra onun üzerinde teşkilatlanır ve ona devlet deriz. Aslında doğru sıralama ‘Milletin ülkesi ve devletiyle bölünmez bütünlüğü’ olmalıdır. Bunu 40 yıllık tecrübemin sonunda söylüyorum.” ifadelerini kullandı.
Milletin devletin temel unsuru olduğunu vurgulayan Hacımüftüoğlu, “Türk milleti Anadolu’yu yurt edinmeseydi burada bir devlet olabilir miydi? Olamazdı. Önce millet vardır. Millet bir bölgeyi yurt edinir, sonra onun üzerinde teşkilatlanır ve bu teşkilata devlet denir.” diye konuştu.
FETÖ’nün devlet yapılanmasını hedef aldığını belirten Hacımüftüoğlu, “Eğer devleti başa alırsanız ele geçirilmesi istenen şey o olur. FETÖ’cü yapının yaptığı da buydu. Bir teşkilatı ele geçirmek milleti ele geçirmekten daha kolaydır. Devleti ele geçirip arkasına sığınarak millete savaş ilan etmek mümkündür. Oysa milleti ele geçirmek çok daha zordur.” dedi.
Devlet ile milletin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade eden Hacımüftüoğlu, “Esas olan milletin rızasını ve gönlünü kazanmaktır. Devletsiz olmaz ama millet yoksa hiçbir şey olmaz. Bir yere millet olarak sahip çıkıyor ve onun üzerinde teşkilatlanıyorsanız işte o zaman devlet anlam kazanır. Devleti ele geçirme düşüncesiyle hareket eden yapı da sistemin bazı zaaflarından yararlanarak buna göre yapılanmasını oluşturdu.” değerlendirmesinde bulundu.
Programın konuklarından Emekli Tümgeneral Engin Çırakoğlu, 15 Temmuz’un arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak yaşanan sürecin uzun yıllara dayandığını söyledi.

Çırakoğlu, “Bazıları tarih yazar, bazıları tarihin içinde yer alır. Biz bu tarih yazılırken içinde yer aldık. Tüm süreçleri gözlemledik, karşılığında bedel ödedik, hapis yattık, çıktık. Belki Allah’ın bize verdiği görev de buydu; yaşananları halka anlatmaktı.” dedi.
15 Temmuz’un bir darbe girişimi olarak tanımlanmasının eksik kalacağını belirten Çırakoğlu, “15 Temmuz bir darbe girişimi değildi. Darbe girişimi demek hafif olur; işgal girişimiydi. Bu topraklardan topyekûn imhamızın yolunu açacak bir hareketti.” ifadelerini kullandı.
FETÖ yapılanmasının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne uzun yıllar içerisinde planlı şekilde sızdığını savunan Çırakoğlu, “15 Temmuz’a adım adım gelindi. Bu süreç legoların birleştirilmesi gibiydi. Ergenekon, Balyoz, İstanbul Casusluk ve İzmir Askeri Casusluk davalarıyla kendilerinden olmayanları sistemli şekilde tasfiye ettiler.” diye konuştu.
Kendisinin de İzmir Askeri Casusluk davası kapsamında tutuklandığını anlatan Çırakoğlu, “İki hafta önce televizyonda tutuklananlar için ağır sözler söylemiştim. İki hafta sonra aynı örgütün kurucusu ve lideri olduğum iddiasıyla ben tutuklandım. FETÖ algı operasyonlarını bu şekilde yürüttü.” dedi.
Programda değerlendirmelerde bulunan Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında yerel ve dijital medyanın üstlendiği role dikkat çekerek, Anadolu medyasının milli iradeden yana tavır aldığını söyledi.

15 Temmuz gecesi sivil toplum kuruluşları ve medya kuruluşlarının önemli bir sınav verdiğini belirten Basa, “15 Temmuz’a sivil toplum ve medya açısından baktığımızda, özellikle Anadolu’da vatanına ve milletine bağlı dijital medya kuruluşlarımızın büyük bir duruş sergilediğini gördük. Bugün TİMBİR ve Türkiye Basın Federasyonu çatısı altında bulunan birçok medya mensubu o gece milli iradenin yanında yer aldı.” dedi.
Darbe girişimi sırasında dijital medyanın öneminin bir kez daha ortaya çıktığını ifade eden Basa, “Gazeteler ertesi gün çıktığında her şey sona ermişti. O gece anlık bilgi akışını sağlayan dijital medya ve televizyonlar oldu. Çay TV’nin yaptığı yayınlar ve Anadolu’daki internet haber sitelerimizin anlık paylaşımları, yerel medyanın ne kadar doğru bir noktada durduğunu gösterdi.” ifadelerini kullandı.
Yerel ve milli medyanın güçlendirilmesinin Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Basa, “FETÖ’nün kendi yayın organları vardı ancak milletin karşısında duramadılar ve yok olup gittiler. Bu nedenle yerel ve milli medyayı güçlendirmek büyük önem taşıyor. Biz de TİMBİR olarak bu alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Programda konuşan Kartallar Holding Yönetim Kurulu Başkanı, iş insanı ve Çaykur Rizespor Kulübü eski Başkanı Hasan Kartal, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını ve FETÖ’nün iş dünyası üzerindeki baskılarını anlattı.
15 Temmuz şehitlerini rahmetle anarak konuşmasına başlayan Kartal, “Yakınlarını kaybedenlere Allah sabır versin. Şehitlerimizin mekânı cennettir, bunda hiçbir tereddüdümüz yok.” dedi.

Darbe girişiminin ilk anlarında yaşanan belirsizliğe değinen Kartal, “O gün olaylar yavaş yavaş başladı. İlk anda bunun bir darbe girişimi olduğu anlaşılmıyordu. Evde televizyonları izlerken işin ciddiyetini fark ettik. İlk aklımıza gelen yer AK Parti Genel Merkezi oldu. Birkaç genç arkadaşımızla birlikte silahlanarak AK Parti Genel Merkezi’ne gittik.” ifadelerini kullandı.
Genel Merkez önünde kısa sürede büyük bir kalabalığın oluştuğunu belirten Kartal, “Biz gittiğimizde yaklaşık 100 kişi vardı. Ancak her dakika yeni insanlar geliyordu. Daha sonra bir aracın üzerinden konuşmalar yapıldı. Bu konuşmalar insanlara moral ve cesaret verdi. O gece herkes demokrasiye sahip çıkmak için oradaydı.” diye konuştu.
Farklı siyasi görüşlerden insanların da darbe girişimine karşı ortak tavır sergilediğini söyleyen Kartal, “Hiç unutmuyorum, konuşmacılar arasında Sinan Aygün de vardı. O dönem CHP’liydi. Onun da gelip destek vermesi insanlara ayrıca cesaret verdi.” dedi.
15 Temmuz’un başarısızlığa uğratılmasında milletin kararlılığının belirleyici olduğunu vurgulayan Kartal, “Bu ihtilali millet önledi. Askerimizin büyük mücadelesi vardı ama en önemli güç milletti. İnsanlar korkusuzca sokaklara çıktı. Herkes bulunduğu yerde demokrasiye sahip çıktı.” ifadelerini kullandı.
O gece iletişimi koparmamak için arkadaşlarıyla organize olduklarını anlatan Kartal, “Bürokraside görev yapan arkadaşlarımızla WhatsApp grubu kurduk. Kimisi Meclis’ten, kimisi Sincan’dan bilgi paylaşıyordu. Yaklaşık 80 kişilik bir grupla sürekli nerede ne yaşandığını takip ederek organize olduk ve elimizden gelen mücadeleyi verdik. Allah’ın yardımıyla bu süreçten kurtulduk.” dedi.
FETÖ’nün iş dünyası üzerindeki baskılarına da değinen Kartal, örgütün ilk yıllarda iş insanlarından maddi destek talep ettiğini söyledi. Kartal, “İş adamlarına burs vereceksiniz, yardım edeceksiniz diye baskı yapıyorlardı. Daha sonra kendi iş adamlarını yetiştirmeye başladılar. Kendi yapılarına yakın olmayan iş insanlarının önünü kesmeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı.
Kamu gücünün de baskı unsuru olarak kullanıldığını belirten Kartal, “Bürokraside her yerde etkiliydiler. Vergi müfettişi olarak karşınıza çıkabiliyor, farklı kurumlar üzerinden sizi zor durumda bırakabiliyorlardı. Bu yüzden birçok iş insanı istemese de mecburen destek vermek zorunda kalıyordu.” dedi.
ÇAY TV Genel Müdürü Hasan Yavuz Bakır, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yerel medyanın üstlendiği kritik role dikkat çekerek, yaşananların yerel yayıncılığın stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.

15 Temmuz gecesinde yerel medyanın milli duruş sergilediğini belirten Bakır, “Yerel medyanın ne kadar milli olduğunu aslında 15 Temmuz’da test etmiş olduk. Bu bir kez daha görüldü.” dedi.
Darbe girişimi sırasında yayıncılık altyapısına yönelik saldırıları hatırlatan Bakır, “Normalde uydu üzerinden ortak yayınlar yapıyorduk. Konya’daki merkezden yayın yapılırken Türkiye’deki birçok yerel televizyon ortak yayına bağlanıyordu. Ancak Gölbaşı ve Türksat tesisleri bombalandığında bu sistem büyük ölçüde sekteye uğradı.” ifadelerini kullandı.
Bu süreçte uzun yıllardır önemsenmeyen karasal yayın altyapısının yeniden hayati önem kazandığını vurgulayan Bakır, “Kimsenin önem vermediği, yok olmak üzere olan karasal antenler devreye girdi. Birçok yayın engellenirken karasal yayınların ve radyoların ne kadar gerekli olduğu ortaya çıktı. Günün birinde bunların adeta bir can simidi olabileceğini hep birlikte gördük.” diye konuştu.
Yerel medyanın korunmasının milli güvenlik açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Bakır, “Bu nedenle Türkiye’deki yerel medyanın mutlaka korunması gerektiğini düşünüyorum. Bu sadece basın meselesi değil, aynı zamanda milli bir meseledir. Yakın tarihimiz bunun en somut örneğini bize gösterdi.” dedi.
15 Temmuz gecesinde yerel medya çalışanlarının büyük bölümünün demokrasi ve milli iradenin yanında durduğunu belirten Bakır, “Şükür ki yerel medyadaki birçok arkadaşımız bu süreçte dik durmayı başardı. Biz de yerel medyanın yaşaması, güçlenmesi ve geleceğe taşınması için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
BHA Genel Müdürü Muhammet Kaçar, da “15 Temmuz, milletimizin iradesine sahip çıkarak hain darbe girişimini bertaraf ettiği, birlik ve beraberliğini tüm dünyaya gösterdiği büyük bir demokrasi destanıdır.” ifadelerini kullandı.
